SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 5. Sayısı

SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 5. Sayısı

Hepimiz güzeli farklı okuyor ve yorumluyoruz. Kimimiz, Aristoteles bakışıyla matematiksel bir oran üzerinden güzele olan zafiyetini dillendiriyor kimimiz ise bir kelebeğin kanat çırpışındaki ahenge aldanıp kanıyor. Lakin güzel olanı kendi kültürel değerlerimizin, dayatılan bakış açılarımızın ve yahut kibirli dünyamızın basma kalıp hezeyanlarına kurban etmeden anlamak ve kendi gözümüzden, özümüzden sorgulayabilmek yüce bir iştir. Kadını tanımlarken güzellikten kaçınmak, biliyorum zordur fakat en azından “güzel” olanı doğru anlamak ve doğru adlandırmak, bizi sığ söylemlerden uzaklaştırıp rafine zevklere meyledebilir.

Editör'den

Zorla ‘Güzellik’ Olur mu? Özellikle son yıllarda dindarından şehirlisine, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine toplumun her katmanından insan, din, ırk, cinsiyet, ayırt etmeksizin genç ve güzel olmak istiyor. Peki, neden illa güzel olmak ve zamanı durdurmak gibi bir amaç var? Muhtelif güzellik tanımları, altın oranın “güzel” olduğunu söylüyor. Reklam edilen güzellik şablonlarının peşine düşen günümüz insanı, ideal olarak öne sürülen, gösterilen bedenlere sahip olabilmek için maddi manevi her şeyi göz ardı edip bedenine müdahale ettiriyor. Altın oran nedir, güzel midir, uyum doğallıktan ibaret midir; sorgulamıyor. Güzellik anlayışı kültürden kültüre, çağdan çağa değişiklik gösterirken ve dünkü güzellik anlayışıyla bugünkü aynı değilken geri dönüşü mümkün olmayan kalıcı müdahaleler yaptırıyor. Dünyaca ünlü starların burnuna, dudaklarına sahip olmak için defalarca bıçak altına yatmaktan çekinmiyor. Ya da kendini Barbie bebeğe benzetmek için bir dizi ameliyat geçirip plastik bebeğe dönüştürüyor. Eğer önünü alınmazsa estetik bağımlısı oluyor ve yüzünü tanınmayacak hâle getirip estetik faciası yaşıyor. Kendini düzeltmeye çalıştıkça aslında bu hayat için yaratılmış uyumu bozuyor. Estetik operasyonlarının yayıngınlaşmasıyla artık toplumun her katmanından ve ekonomik seviyeden insan bugün estetik yaptırıyor. Kozmetik ve estetik pazarı o kadar yaygınlaştı ki ev hanımları bir araya gelip altın günü değil, estetik günleri düzenliyor. Kadınların nesnelleşmesi öteden beri tartışılan bir konuyken bugün erkeklerin de nesnelleştiğini görüyoruz. Sadece kadınları değil, erkekleri de etkisi altına alan estetik salgınıyla karşı karşıyayız. Bugün ideal güzellik adı altında gösterilen elmacık kemikli, hokka burunlu, dolgun dudaklı yüzlere benzemek isteyenler tek tip bedenlere hapsoluyor, aynı yaşta takılı kalıyor. Giderek sentetik görünümlere sahip oluyor. Bedenine ve geçmişine yabancılaşıyor. Kadın dergisi bu sayıda güzellik ve estetik salgınını tartışmaya açıyor ve bedene müdahale konusunu sosyolojik, psikolojik, felsefe ve din disiplini çerçevesinde sorguluyor. Dosya estetik ameliyatlarının tarihinden tarihteki güzelleşme ritüellerine, edebiyattaki güzellik kavramından tasavvuftaki güzelliğe, bilimden sanata pek çok konu başlığına yer verirken, güzelliği ten rengine indirgeyen “beyaz güzeldir” bakışını irdeliyor ve dinde estetik var mıdır, estetik etiği nedir, insanlar hangi psikolojiyle estetik yaptırır, altın oran güzel midir gibi pek çok soruya da cevap arıyor. Sadece genç ve güzel olmanın amaç hâline geldiği şu zaman diliminde kendimize ve gelecek kuşaklara yabancılaşmamak için, zorla güzelliğin olmadığını ve bedenimizin bir sahibi olduğunu bu vesile ile hatırlamamız gerekiyor. sanalbasin.com üyesidir