SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 4. Sayısı

SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 4. Sayısı

Editör'den

Kadın ve Güç deyince aklımıza hangi kavramlar geliyor? Ekonomik özgürlüğü olan, eğitimli, ayakları üzerinde duran, haksızlıklar karşısında sesini yükselten, duygularını olabildiğince belli etmeyen, vs... yaygın olan güçlü kadın tanımlarından sadece birkaçı. Tarihte güçlü kadın modellerine baktığımızda ne görüyoruz? Mısır’ın “Kadın Firavun” lakaplı Kleopatra, İngiltere tarihinin kaderini değiştiren Kraliçe Elizabeth, Osmanlı’da 30 yıl söz sahibi olmuş Mahpeyker Kösem Sultan, Çin’in komünist diktatörü Mao Tse-tung’un eşi Jiang Qin... Bu kadınların güçlü olmaları dışında en önemli ortak noktası, kendilerinden beklenmeyecek kadar “zalim” olmaları. Tarih güçlü kadını bize “korkutucu varlık” olarak gösterirken, zihinlerimize eril perspektiften bakılmış bir güçlü kadın tanımını dayatıyor. Bu tanım erkeğin, fiziksel ve zihinsel meziyetlerine göre oluşturulmuştur ve meydana getirdiği algı şudur; “Eğer erkek gibi olursan güçlü olabilirsin.” Yani eril tarih dili kendi “istediği” kadın modelini, yine istediği şekilde bize sunuyor. Peki bir kadın güçlüyse merhametsiz olmak zorunda mıdır? Güçlü kadın korkulacak bir varlık mıdır? Kadının güçlü olarak sayılması için kamusal alanda varlık göstermesi zorunlu mudur? 8 çocuk dünyaya getirip büyüten, onları meslek sahibi yapıp vatana millete hayırlı evlat yetiştiren bir anne güçlü değil midir? Bir kadının güçlü sayılması için illa atomu parçalaması, siyasette başarı sağlaması, yönetimde hak sahibi olması, yani “erkeklerin iddialı olduğu alanlarda varlık göstermesi” mi gerekir? Toplumsal cinsiyetçi bu yaklaşım zihinlerimize işlemiş durumda. Merhamet, vicdan ve adalet sadece kadına veya erkeğe ait özellikler değil, insana ait özelliklerdir. Kendi tabiatımızı reddederek erkek olamıyoruz, fakat kadın da kalamıyoruz. Kadın dergisi bu sayıda, zihnimize yerleştirilmiş güçlü kadın algısını tartışmaya açıyor. Tarihten günümüze dünyaya yön vermiş etkili kadınları bir araya getirip, onların hayatımızdaki iyi ve kötü etkilerini sorguluyor. Güç konusunu Alev Erkilet sosyolojik açıdan ele alırken, akademisyen Beril Dedeoğlu siyasette kadının konumunu, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Esin Güral Argat ise kadının iş dünyasındaki varoluş modelini bizlere anlatıyor. Siyasette, bilimde, sanatta, edebiyatta, psikolojide, sporda ve ilimde yön vereci olmuş etkin kadınların yer aldığı dosyada, Doğu ve Batı’dan örneklerin yanı sıra ‘‘kamusal alana kayıtlı olmayan’’ kadınları da okuyacaksınız. Kadınları mevcut zaman diliminde, onları doğru değerlendiren, cinsiyetçi dilden ve bakıştan uzak, akıl ve vicdan muhakemeli, yeni bir tarih diline ihtiyacımız var. O zaman güçlü kadının “korkulacak” değil, “ilham veren” olduğunu hiç değilse genç zihinlere yerleştirebiliriz.