Ateşten Gömlek; Mülteci Yalnızlığı

Doğulmuş çocuklar, aceleyle dikilen duvarlar, dikenli teller, aşırı kalabalık toplama kampları ve göçmenlere baş belası muamelesi etme konusunda birbiriyle rekabet eden hükümetler, kıl payı kurtulma ve güvenlik için seyahatin sinir bozucu tehlikeleri; tüm bu ahlâkî rezaletler hiç olmadığı kadar az haber niteliği taşıyor ve gittikçe daha seyrek olarak ‘haberler’de yer alıyor.” diyor Polonyalı sosyolog ve filozof Zygmunt Bauman Kapımızdaki Yabancılar’da. Tercihen değil, yaşadıkları zorlukların neticesinde göçebe hâline gelen insanların, gittikleri ülkelerde “yerel halkı” tedirgin etmesinde bir neden vardı Bauman’a göre; rahatsız edici, sinir bozucu ve ürkütücü bir şekilde, konumlarımızın zedelenebilirliğini ve zor elde edilmiş iyi hâllerimizin içsel kırgınlığını hatırlatıyorlardı. Postmodern dünyada sahip olduğumuz her şeyin her an yitirilebilir olduğunu yüzümüze vuruyorlardı. Johnathan Rutherford’un da ifadesiyle bunlar, “kötü haberleri dünyanın uzak köşesinden kapılarımıza taşıyan” insanlardı. Ne var ki bir kere göç etmişlerdi ve her birinin ayrı hikâyesi vardı dinlemek isteyene.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.