Bir Vitrin Olarak BEYAZPERDE

Sinema ve moda ilişkisi yakın zamanda eski gücünü kaybetse de hâlâ birbirini beslemeye devam eden iki alan. Yedinci sanat olarak adlandırılan sinema, diğer altı disiplinle yaptığı etkileşimle estetik açıdan güçlenirken modayla yaptığı işbirliği sayesinde işin ticari boyutunu sağlamlaştırmış oldu. Dolayısıyla moda tam da bu noktada aslında vitrin olarak beyazperde aracılığıyla milyonlara ulaşırken sinema da moda sayesinde yıldızlarını ikonlaştırarak daha çok talep edilir olmalarını sağladı.

Amerikan film endüstrisi Hollywood’un Oscar’ı, dünya sineması için en önemli ödüllerin başında gelir. Her ne kadar Akademi’nin tercihleri tartışmalı olsa da Oscar Ödülleri pek çok yönetmenin rüyalarını süsler. Avrupa’da ise Cannes Film Festivali’nde verilen Altın Palmiye ve Berlin Film Festivali’nde verilen Altın Ayı en güçlü başarı nişaneleri olarak kabul edilir sinemacılar için. Bu ödül törenlerinde filmlerin niteliği, ödüllerin dağılımı kadar konuşulan şeylerden biri de kırmızı halı seramonisidir. Öyle ki özellikle kadın oyuncular için “tüm gözlerin üzerinde olacağı” o büyülü noktada en güzel görüntüyü vermek çoğu kez ödül almaktan daha önemli bir hâl alır. Modacılar ciddi maliyetlere kırmızı halıya özel tasarımlar yapar. Saç, makyaj, uzun hazırlıklar… Belki filmdeki karakterine o kadar uzun boylu hazırlanmayan beyazperdenin kadınları, kırmız halıda rakiplerine fark atmak için olağanüstü çaba gösterirler. Elbette bu güzellik yarışının da bedelleri vardır. O anlar kameralar çok yansımasa da merdivenlerde düşenler mi ararsınız, topuklu ayakkabısında dengede duramayıp sendeleyenler mi?.. Dile kolay Cannes’da 71 yıldır kırmızı halıda yürümenin şartlarından biri topuklu ayakkabı giymek. Yeni yeni bu kuralı çiğnemeye başlamış bazı aktrisler…

… Devamını Dergiden Okuyunuz.