Dersimiz Mutluluk; Konumuz Pollyanna

Geldiğimiz noktada, tüm dünyada siyaset açısından, devletlerin en üst kademelerinden en alta kadar mutluluk artık çok önemli bir mesele. Mutlu insan, herkese iyi davrandığı için bu iş toplumsal bir mesele de aynı zamanda. Bu sebepten bazı devletler “Mutluluk Bakanlığı” ihdas ediyor, mutluluk üzerine politikalar tasarlıyorlar. Belki de okullara “mutluluk” dersi konulmalı. Müfredatı ne olabilir? Pollyanna mı? Belki de Milli Eğitim Bakanlığı gibi Milli Mutluluk Bakanlığı lazım…


Geçenlerde Amerikalılar Şükran Günü’nü kutladılar. Bir Amerikan âdeti olarak ailece bir araya gelip uzun saatler evde yemek (fırında hindi) pişirmek ve birkaç günü evde geçirmek olarak özetleyebileceğimiz, Amerika’nın kendi tarihsel süreci içinde ortaya çıkmış, dinî olmaktan ziyade millî bir gün. Seküler olduğu iddia edilse de günümüzde aile ve din merkezine yerleşmiş durumda. Yani sonradan dine ilave edilmiş ve aslında “bidat” bir gün. Ama paylaşmanın ve ailenin önemine vurgu ve verdiği mutluluk bakımından belki Noel’den bile önemli. İnsanlar arası bağları arttırdığından kültürel Hristiyanlığın en önemli aktarıcılarından biri olarak Amerikan toplumunda işlev görüyor. Günler önceden tüm otobüs-uçak biletleri bitiyor. Herkes ailesinin yanına gidiyor. Şükran Günü’nün en önemli anlarından biri de insanların hayatında “iyi ki var” diye şükrettiğiniz kamu önünde söylediği anlar. Yani şükrettiğiniz şeyleri, neye “thankful” iseniz şükran yemeği esnasında söylüyorsunuz. Ertesi gün ise çılgın alışverişlere sebep olan âdeta bir indirim bayramı yapılıyor.

Bizim toplumumuzda da şükür esaslı bir mutluluk var. Ama şükür, belli günlere sıkıştırılmamış, hayatın tüm alanlarında, belli bağlamlarda söylenen şükür sözcükleri ile yayılmış. Türk halkının belki de en çok kullandığı sözcük “çok şükür”dür. Bunun dinî esası “kula teşekkür Allah’a şükür” dür. Kula “sağol”, “Allah razı olsun” demenin, teşekkür etmenin hemen akabinde Allah’a da şükredilir. Şükür etmek, Allah’ı anmaktır ve ibadettir. Şükürlerin büyük çoğunluğu huzur kaynaklı şükürdür. Huzur neticesi şükrün haricinde Türk toplumunda birçok vesile ve bağlamda şükredilir: Hastalar veya yaşlılar, kendilerine hâl-hatır sorulduğunda hemen şikâyetlerini sıralamak yerine, bütün ağrılarına ve şikâyetlerine rağmen “bugünümüze şükür” diyerek doktorları şaşırtır. Kötü bir şeyin arkasından, bütün olup-bitenin bir de iyi tarafını görmek, şükür ile beraber yapılır: “Allah beterinden saklasın”, beterin beteri var”, “çok şükür” denir. “Cana geleceğine mala gelsin” denilen bir kazadan kıl payı kurtulunca en ateistin bile “çok şükür” deyiverdiği bir kültürel mirastır şükür. Tekrar imana gelmektir. Uzun süren sıkıntıdan kurtulma, dileğine kavuşma hâlinde de ağızdan dökülüveren bir “oh çok şükür”dür. Bu durumlarda dileyenler şükür namazı kılar. Hayattaki küçük şeylerin farkına varmak yine “çok şükür” ile tamamlanır. Bir bardak suyun ardından “oh şükür” denir. Ne kadar çok sayıda şükretse duyduğu minnettarlığı anlatmaya kâfi gelmeyeceğini düşünenler “bin şükür” der.

Dolayısıyla, Pollyanna masalını çocuklarımıza okumaya Türkiye’de aslında pek de ihtiyaç yoktur. Günümüzdeki kişisel gelişim kitaplarının “pozitif düşün!” mottosunun, çok eski bir versiyonu olan ve mutlu olmak için sebepler aramayı öğreten bu masalı hiç duymamış bir çocuk da Türk toplumunda pekâlâ mutlu olmasını bilir. Ama gene de Batı’dan gelen bu masal, halk tarafından pek bilinmeyip şifahen anlatılmasa da Türkiye’de kitaptan okunur ve hatta birisi iyimserlikte aşırıya gitmekle suçlanacağı vakit “Pollyannacılık yapmakla” suçlanır. Buna göre Pollyanna anormaldir, başına gelenleri kabullenmede aşırıya gitmiştir. Kötünün içinde iyiyi arayan bu duruşun bizdeki karşılığı “her şerde bir hayır var”dır ve çok yaygındır. Şükürdeki karşılığı ise “buna da şükür”dür, “hiç yoktan iyidir.” Çünkü aslında gerçeği kabullenmekte güçlük çekmekte ama Allah’a isyan yerine sitem etmektedir ve “bunu da bulamayanlar var” diyerek gene de mevcut durumu kabullenmektedir. Çünkü Türk insanı eldekilerinin kıymetini bilmeyip “şükür bilmez”, “şükürsüz” olmak istemez.

Şükür Şaşkınlığı-Şükür Coşkunluğu

Yoksulların şükrettiklerini görünce varlıklıların yaşadığı şaşkınlık durumudur, şükür… En kötü işlerde çalışıp da şükredenlerin yaşadığı şükür coşkunluğu, çok iyi işlerde çalışıp da sürekli şikâyet edenleri şaşırtan bazen de kıskandıran bir mutluluk hâlidir.

“Başkalarından geri kalmamak” üzerine kurulu bir mutluluk anlayışının bizleri getirdiği yer sürekli bir mukayese olacaktır ki o mukayese gün gelir kişiyi başkalarının ettiği şükrü bile kıskanma noktasına getirebilir.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.