En Yüce Mutluluk

İslâm filozofları, mesela, Fârâbî “en yüce mutluluk”u, “her insanın ulaşmak istediği bir gaye”, “İnsan nefsinin, varlığını sürdürmede herhangi bir maddeye ihtiyaç duymayacağı bir varlık yetkinliğine ulaşması” şeklinde tanımlar. Fârâbî’nin bu tanımındaki mutluluk ile insanın ahirette kazanacağı mutluluk kastedilmektedir. Burada sormamız gereken önemli soru ise insanın ahirette mutluluğu nasıl kazabileceğidir?


Düşünce tarihinde ahlak felsefesinin en önemli kavramlarından biri mutluluktur. Tarihin hemen her döneminde “Mutluluk nedir?” sorusu bir şekilde insanların zihnini meşgul etmiştir. Düşünce tarihinde mutluluk genellikle, “en yüce gaye”, “en yüksek iyi”, “en yüce mutluluk”, “nihai yetkinlik” şeklinde ifade edilmiştir. Arapçada mutluluk es-sa’âde kelimesiyle karşılık bulur. Bu kavramın zıttı ise eş-şekâve’dir (mutsuzluk). Sözlüklerde mutluluk, “iyi ve hayırlı olana ulaşma, Allah’ın kişiye bereket ihsan etmesi, onu mutlu kılması”1 şeklinde tanımlanmaktadır.

Burada “iyi” ile “mutluluk” arasında bir tür ilişki olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda şu soruyu sorabiliriz: İyi/hayr nedir?

İslâm ahlak filozoflarına göre “iyi”nin ne olduğunu insanın kendisi belirler. Daha sonra da belirlemiş olduğu iyiye ulaşabilmek için ne gibi araç ve değerlere ihtiyacı olduğunu araştırır ve o doğrultuda fiillerini gerçekleştirir. Esasında burada insanın “iyi”yi belirlemesi fiillerini harekete geçiren bir başlangıçtır. Buna İslâm filozofları “mebde’/ilke” adını vermişlerdir. İnsanın “iyi”ye yönelmesi ve o doğrultuda fiilini gerçekleştirmesi de “gayedir (erek/amaç). Dolayısıyla “iyi nedir?” sorusu beraberinde “Doğru fiil nedir?” sorusunu araştırmayı gerektirir.

İslâm ahlak düşüncesi gayecidir (teleolojik/eudaimonist). Başka bir ifadeyle İslâm ahlak düşüncesinde gaye/erek/amaç, “en yüce iyi”ye ulaşmaktadır. “En yüce iyi” ise bazı insanlar için doğa ile uyumlu yaşama, bazıları için kendi kendine yeterli olma, bazıları için sahip maddi imkânlarla mutlu olma, bazıları için acıdan kaçma ve olabildiğince haz alma, bazı insanlar için de kendini Allah’a adama şeklinde farklı şeyler olabilir. Şu bir gerçektir ki herkes için “en yüce iyi” farklı olmakla birlikte, bütün hepsinde ortak olan şey, bir “en yüce iyi”nin var olduğu inancıdır. İnsanda var olan bu inancın temelinde de en yüce ve en değerli olan şeye ulaşmak için çaba harcaması gerektiği dürtüsü bulunmaktadır.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.