Gülümseyin, PAY-LA-ŞI-YO-RUM

Bilemeyiz. Gerçekten mutlular mı mutlu görünmek için mi bu paylaşımlar. Ne idi “like” edip “yorum” bıraktığımız mutluluk? Galata Kulesi’nde içtiğimiz bir bardak çay mı, yoksa çayı birlikte içtiğimiz sevdiceğimizle geçirdiğimiz o dakika mıydı?


Mutluluk en yalın tabiriyle kişinin kendi ile sağlıklı bir ilişki sürmesidir. Peki ya parmağının ucunda dünyanın sekizinci harikası sosyal medya olan birey, mutluluğu nasıl ifade ediyor? Ya yeni bir oyun kuruyor ya da var olan aslını yansıtıyor. Önce kendimizden yola çıkalım. Sosyal ağlarda nasıl bir profil çiziyoruz? Mümkünse sosyal hesaplarımızı bir gözden geçirelim. En çok ne paylaşmışız, ne mesaj vermek istemişiz, neşemiz hâlâ o günkü gibi taze mi, fincanımızın üzerindeki kalp köpük dağıldı mı, yoksa mutluluk yaşadığımız o anın itinalı bir paylaşımı mıydı?..

Ya Biz Kıskanıyorsak

Neydi mutluluk? Galata Kulesi’nde içtiğimiz bir bardak çay mı, yoksa çayı birlikte içtiğimiz sevdiceğimizle geçirdiğimiz o dakika mıydı? Bebeğimizin ilk adımlarını kayıt altına almak mı, yoksa insanlık için büyük olan o adımlara ilk şahit olmak mıydı mutluluk?

“Beni paylaşımlarımla baş başa bırak” dediğinizi duyar gibiyim. “Neden hem kayıt altına alırken hem de şahit olurken mutlu olamayayım?” diyenlerimiz de var. Ya da kişi kendinden bilir karşısındakini diye atomu parçalayan yargılarımızla “Aşkito kocasıyla hiç öyle göründüğü gibi değiller. Asıl derdi; dosta güven düşmana korku salmak” da diyebiliriz. Allahuâlem bu noktada. Zandan beslenecek değiliz.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.