Huzurlu Olmak Huzurda Olmaktır

Aslında gayet sıradan ama bize ait ve gerçekçi bir tanımı var mutlu olmanın; aşırıya kaçmadan, sahip olduğunla yetinmek. Bunun için fazladan çaba ya da para da gerekmiyor üstelik. Huzura kavuşmuş bir ruh ve özgün seçimlerle yaşanacak mutluluklar için önce Yaradan’ı, sonra kendimizi bilmemiz ve bu bilgi ışığında evreni ve olayları okumamız yeterli.


Dünyadaki çoğu din ve inanışların, birçok kişisel gelişim metodlarının temelinde yatan yegâne amaç ve öncelik; insanı bulunduğu evrenle ve kendiyle barışık, hâlinden memnun bir bireye dönüştürebilmektir. Tavsiye edilen tüm yol ve yöntemler eninde sonunda bizleri huzur sokağına götürmeyi vadeder. Huzur sokağı dediğimiz yer de bir nevi, dünyalılar için harikalar diyarına eş, varoluş keyfiyetinin doruğuna komşu mesafededir. Fakat huzur, tek başına iyi olma hâlini karşılamaz. İnsanoğlu doğası gereği varolmanın bunalımına kendince cevaplar arayıp iç dünyasında kodladığı gerçeklerle dış dünyayı sınaya dursun, öte yandan yaşam faaliyetleri boyunca da eylemlerinden elde edeceği hazzın, heyecanın neticede kısa süreli de olsa mutluluk dolu anların gereksinimini duyar. Nihayetinde varlık dediğimiz, altında hiçbir boşluk bırakmamacasına, fani bir yetkinlik peşinde, uzun soluklu bir arayışın öznesidir.

Huzur ve mutluluk; sürekli birbirine karıştırılan ama farklı zaman düzlemlerinde bulunup farklı kaynaklardan beslenen, bireyin iyi hissetme hâlini besleyen olumlu duygularıdır. Huzur sokağına taşınmadan, mutluluk balkonunda keyif çatmak da maalesef pek mümkün olmaz. Bu yazıda maalesef mutlu olmanın beş kolay sırrı, huzur sokağının açık adresi gibi esrarengiz bilgilere ulaşamayacaksınız ve fakat bazı tüyolarla birtakım kestirme yollar bulacaksınız. Rehberlik hizmetlerimiz ise iyi niyete tâbidir.

Huzur Sokağı

Huzur kelimesi sözlüklerde, gönül rahatlığı, dinginlik ve memnuniyet hâli olarak tanımlanır. Modern zamanlar için bir nevi antidepresan efekt de diyebiliriz. Fakat anlamı kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Suriyeli bir mülteci için başını sokacak bir yuva, ısınacak odun, yiyecek bir aş bulabildiği her sokağa huzur sokağı denilebilir mesela. Filistinli bir çocuk için tepesinden bombalar yağmayan bir gün, daha huzurlu denilebilir ya da yıllarca savaştığı kanser hastalığını atlatıp sonunda sağlığına kavuşan bir genç kız için huzurlu günler artık çok daha yakındır. Bir nevi “beterin beteri vardır” düsturuyla baktığımız açıdadır huzur. Peygamber Efendimiz buyuruyor: “Dünya müminin zindanıdır, kâfirin de cennetidir.” İnananlar için dünyada zorluk yoktur ama bu aşamaya gelmek de oldukça yorucu ve meşakkatli bir yoldur. Huzurlu olmanın yolu da bir nevi bu dünya zindanında, kendini teskin ve teslim edebilmek, hâline razı olabilmekte yatar.

Manevi tatminsizlik hâlinde insan içsel isyanlarla, kendi içinde cevapsız kalan sorularla artan ruhsal bunalımların, kalbi yalnızlıkların hemen başucunda huzursuzluğun derin nağmelerini dinler durur. Kişi, iç dünyasındaki huzur ya da huzursuzluk üzerinden dış dünyayı algılar, o doğrultuda yaşantısına yön verirken öte yandan içerideki sıkıntılardan bertaraf olmak üzere farklı çareler peşinde koşar. Kimisi profesyonel destekle şifaya ulaşır, terapiler ya da ilaç tedavisi... Kimisi manevi yönünü güçlendirerek, sükûna erişir. Kimisi de anlık hazların tuzağında, huzur sokağına varmak isterken arka sokaklarda bulur kendini.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.