Kendi Işığını Göremeyen Bir Yıldız AUDREY HEPBURN

Ölümünden yıllar sonra bile hâlen insanları etkisi altına bırakan Hepburn’ün sırrı ortadaydı: Dünyaya iyilikle bakıyordu. İçinin saflığı gözlerine vuruyordu. Yemeğini açlarla paylaşıyor, çocukları çok seviyor ve dilinden hep güzel sözler dökülüyordu. Asil, bilge ve tevazu sahibi bir ruhun dışa yansımasıydı onu stil ve ikon sahibi yapan. Hepburn’e bakarak sentetik güzellik mi yoksa doğallık mı hayatınızda yer almalı; buna siz karar verin…

Rinoplasti, Face Lift/ Browlift, Abdominoplasti, Blefaroplasti gibi terimleri daha önce duymuşluğunuz yoksa henüz estetik dünyasının bıçaklarıyla tanışmamış durumdasınız demektir. Yüz gerdirme, burun küçültme, kulakları kesme, yüz kemikleriniz iriyse daraltma, göz çevresi kırışıklıklarını aldırma gibi birçok operasyon hakkında da bilginiz yoksa hâlen zamanın olağan akışına karşı duruşunuz normal düzeyde diyebiliriz. Zira gelişmiş ülkelerde insanların yüzR

bütün yüzler, dudaklar, kaşlar, burunlar hep birbirinin aynıyken insanın kendi karakteri ve kişiliği ne yana düşüyor acaba? Sentetik güzellik üreticisi moda endüstrisi kadınları hipnotize ederek kapital sistemin içerisinde Barbie bebek gibi olmayı ideal kılıyor. Peki siz hangisini tercih ediyorsunuz? Birileri tarafından dayatılan ideal ölçüleri mi yoksa kendinize ait bir güzelliği mi? Bu sorunun cevabını yıllar önce Audrey Hepburn yaşarak vermiş aslında. Zamana yapay silahlarla meydan okumak yerine kendi gibi olmayı tercih ederek ayakta kalan bir güzellik ikonu Hepburn. Ömrü boyunca hiç estetik yaptırmamış olması, birilerinin belirlediği kalıplara dine âşık ediyordu. Ama kendi ışığını göremeyen bir yıldızdı.” der.


… Devamını Dergiden Okuyunuz.