İnsanın yaşam yolunu kendi bilinciyle seçmesinden, kişiliğini içten doğan sahicilikle, kendi iç itiliminin tercihleriyle oluşturmasından, eylemlerinin özerkliğini korumasından daha doğal ne olabilir? Ama bunun için evvela insan yaşamının hedeflemesi gereken özgürlük, kendiliğindenlik ve emek vererek, sorumluluk alarak özenle oluşturulmuş bir kişilik düsturunun, bir dünya görüşü disiplininin benimsenmesi gerekir. Fakat kapitalizmin şekillendirdiği modern dünyanın en vahim sonuçlarından biri açıkça bir zorlama ortaya koymadan insanın düşünme, isteme, hissetme gibi alanlarını etki altına alabilmesi; isimsiz, hayali keskilerle insanı biçimlendirebilmesi, herkes için bir yaşam yolu seçerek kişileri rollendirmesi ve üstelik insan üzerindeki bu belirleyici yetkeyi gizleyerek gerçekleştirebilmesidir. Dünyayı bir tüketim alanına, insanı da bir tüketici unsura indirgeyen kapitalist pratik, hiç kimseyi türettiği bu gerçeklikten ayrı bir varlık olarak düşünmez. Algılama biçiminden düşünceye, duygulardan eylemlere, üsluptan mimiklere, giyimden davranışlara varıncaya kadar kurgulanan tarzlarla herkes için yapay bir gerçeklik kalıbı vardır.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.