MEDYADA SON MODA Estetize Edilmiş Şiddet Haberciliği

George Orwell, ünlü Hayvan Çiftliği eserinde şöyle der: Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir. Medya-kadın ilişkisinde de aynıdır durum. Her kadın, medya üreticisi, medya konusu ve tüketicisi olabilir ama medya bazılarıyla daha çok ilgilenir; çünkü onların “getirisi” yüksektir.

Sert bir giriş oldu galiba. Konumuz medya ve özellikle kadın konulu haberler… Bir kadın ve 25 yıllık gazeteci olunca bu kadar sert bir giriş yapmamı mazur görürsünüz sanırım.

Öncelikle haberlerde kadın konusunu 3 farklı açıdan ele almak lazım.

- Birincisi, haberin üretim ve sunumunda kadının temsili. Yani ekran yüzü olarak, muhabir, editör ve yönetim kadrosundaki varlığı.

- İkincisi, kadının medyaya konu oluşu…

- Üçüncüsü ise medya tüketicisi olan kadınlar.

Üçünü bir arada ele aldığımızda tam olarak kadına dayalı bir sömürge sistemi çıkıyor karşımıza. Bu sistemin medya ayağı, 150 yıl önceki gazete ve dergilerden günümüze kadar çok yönlü bir çark gibi işlemektedir. Medya, bir yandan kadını kullanırken diğer yandan kendisi için “kullanılmaya uygun” bir kadın prototipi üretmeye koyulmuştur. Reklamlarda çizimlerle kadına yer veren ilk gazete ve dergiler, kadını “insan” oluşuyla değil, üstlenmiş olduğu görevlerle tanımlıyordu. “Kadını güzelleştiren” yahut “kadının görevlerini kolaylaştıran” ürünlerin reklamlarını yayımlıyor; kadına bakımlı olmayı, evine ve eşine kusursuz hizmet etmeyi salık veriyordu. Kadına yönelik şiddet, henüz medyada ve hatta toplumda suç ya da çirkin bir eylem sayılmıyordu. Zaten

… Devamını Dergiden Okuyunuz.