Moda Sürdürülebilir mi?

Sürdürülebilir moda kavramı, tüm bu ekonomik ve ekolojik süreçlerin ötesinde aslında biraz da yavaş moda üzerinden yavaş hayat tarzlarına geçişi kolaylaştırmak üzere önemli bir akım. Hızla değişen hayat trendlerine ayak uydurmaya çalışan ve kent yaşamının hızı içerisinde kendine yetişemeyen modern insan modeli, tüketimi bir çıkış yolu gibi algılıyor. Özellikle kadınların cephesinden baktığımızda hızlı moda, kadının üretim etkinliklerini sıfırlıyor, pasifize ediyor ve sadece seçenekler üzerinden kısıtlı tercih hakkı sunuyor.

 

Popülist bir değişimin ifadesi olarak “moda”nın, değişime inat sürdürülebilir olması gibi bir paradoks(!) ile başbaşayız bu defa. Son sürat ilerleyen dünya motorunun hızını biraz daha azaltmak üzere yavaş moda ve yavaş hayat felsefesine kapı arayalan sürdürülebilir moda, tekstil dünyasında gitgide “moda” bir kavram olarak kullanılmakta. Ekolojik moda, yavaş moda, yeşil moda ya da ne dersek diyelim, amacımız modanın bizi ve gezegeni daha fazla tüketmesinin önüne biraz olsun geçebilmek. Dünyanın en eski ve büyük sektörlerden olan tekstil ve moda endüstrisi aynı zamanda üretim ve tüketimin de had safhada olduğu sektörlerdir. Ürün yelpazesinin sürekli genişlediği ve her ürünün “moda”sının hızla yön değiştirdiği bu sektörler, hızlı üretim ağı ile çok fazla hammadde kullanımı gerektirirken bir o kadar da çevresel atık biriktirmektedir. Doğal kaynakların hızla azalmaya başladığı bu yüzyılda, son yıllarda her sektör üzerinden sıkça adına rastladığımız sürdürülebilirlik (sustainability) kavramı da tam da bu sebepten hayatımıza girmiş ve ekolojik tasarım süreçlerinin arttırılması yoluyla doğal kaynakların minumum ve etkin düzeyde tüketilmesine kapı aralamıştır. Fakat işin bir diğer boyutu da hızlı modanın hayatımıza, özellikle kadınların dünyasına kattığı pasifize kimlik.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.