Modadan Tasavvufa Yol Gider mi?

Moda, tasavvufun araçlarının, her zeminde uygun ve esnek özelliğinden de yararlanarak, kültürel ve konjönktürel eğilimleri de gözeterek kullanım alanına dâhil etmesiyle, tasavvufa dair anlam ve önemin tamamen kaybolmasına yol açıyor. Bir vav’dan veya sema’daki tasavvuf motiflerinden yola çıkarak, insanlığın hayrına olmasa da bireysel arayışlara imkân bulunabilir mi, denildiğinde cevabın hayır olması çok da kolay değil. Ne demişler; arayan bulamaz ve fakat bulanlar arayanlardır. Dolayısıyla bireyin arayışı olmazsa moda zaten kendi yolunda revan vaziyette. Bu yolu farklılaştıracak olan bireyin arayışıdır.

Modadan tasavvufa yol gider mi?” sorusunu cevaplamadan önce moda hakkında birkaç söz söylemek yerinde olacaktır, diye düşünüyorum. Gerçi derginin bir çok yazısında benzer tanımlar olacaktır ve fakat bizim yol alışımız için de girizgâh gerekiyor değil mi! En genel anlamıyla değişim, sürekli değişim olarak tanımlayabileceğimiz moda, giyim-kuşamdan insana dair her alanı kapsayan bir olgudur. Giyim yanında otomobilden eve, yemekten müziğe kadar yelpazeyi genişleteceğimiz estetik seçimlerle ilgilidir. Bu seçimi besleyen sosyal statü ve başarı da modanın bireyde oluşturduğu duygu durumları ve haz stratejisidir. Bu durumda moda, cep telefonları, otomobiller, saatler gibi görünür olan bütün ürünler üzerinden yol alır.

Moda hem kişinin topluma uyum sağlamasını hem de diğer bireylerden farklılaşarak dikkat çekmesini sağlar. Uyum ve farklılık üzerinden işleyen mekânizma toplum-sınıf/grup ilişkisini karşımıza çıkartır. Bu anlamda moda tercih edilen ürünün farklı kodlarıyla toplumsal alanda dikey bir duruşu karşımıza çıkartır. Farklılaşarak bireyin mevcutla ilişkisine cevap verirken, benzerlikleriyle de toplumsal hatta küresel ölçeğe dâhil olur. Her şeyin, pazarlık edilebilir ve parası ödenebilir bir değişim değerine indirgendiği bir dünyada, özgün ve tekil olanın parasal bir değere, maddi bir kaynağa dönüştürülmeye çalışılması da tesadüf değildir. Kopyanın gerçek olanın yerini aldığı ve hiçbir şeyi (din, siyaset vb.) dışarıda bırakmamacasına gösteriye dönüştürdüğü bir tüketim ortamında yaşıyoruz.

Moda aynı zamanda çağın ruhunu yansıtır. Kolektif bir beğeniler, buna imkân sağlayan kitle iletişim araçları ve kitle pazarıyla da mekânizma yaygınlaşarak küresel ölçekli bir hâl alır. Böylede yatay yayılıma geçerek toplumun bütün sınıfları yeni modaları aynı anda tüketmeye başlarlar. Bu durumda moda, yatay ve dikey hareketlilik imkânı veren çok esnek ve çok kullanışlı bir olgudur.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.