Mutluluk Diye Bir Şey Yoktur

İstatistikler giderek mutsuzlaştığımızı gösteriyor. Antidepresan kullanımı giderek artıyor. Her on kişiden biri ilaç kullanıyor. Günümüz insanı mutluluğu arıyor. Peki mutluluk nedir? İslâm dini mutluluğa nasıl bakar? Psikoloji mutluluğa nasıl bakar? Din psikolojisi alanında çalışmalar yapan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Sevde Düzgüner ile mutluluk üzerine konuştuk. Düzgüner’e göre mutluluk diye bir şey yok. Bir insan bir iş yaparsa, bir tecrübe yaşarsa, bir iyilik yaparsa, mutluluk kendiliğinden ortaya çıkar.


İslâm dinine göre mutluluğun formülü nedir?

İslâm’a göre diye başladığımıza göre ilk olarak Kur’an-ı Kerim’e sonra da Peygamber Efendimizin (s.a.) sünnetine bakmamız lazım. Her iki kaynakta da mutluluk kelimesi “saadet” olarak geçer. Efendimizin (s.a.) yaşadığı dönemdeki bütün hayata Asr-ı Saadet dönemi deriz. Demek ki mutluluk bizim için yani İslâm için önemli bir kavram. Peygamber Efendimizin (s.a.) ardından bugüne kadarki bütün İslâm külliyatı, bütün büyük düşünürler, âlimler, hepsi mutlulukla ilgili bölümlere kitaplarında, eserlerinde yer vermişlerdir. Kur’an ve sünnet başta olmak üzere bütün İslâm geleneğinin topluca mutluluk tanımına bakınca bir tek noktayı görürsünüz. Mutluluk kişinin aşırılıklardan uzak olmasıdır.

Nasıl bir aşırılıktan söz ediyoruz?

Aşırılık her iki uç için ve her durum için geçerlidir. Biz mutluluğu bugün maalesef daha çok bir duygu olarak anlıyoruz. Ama bizim geleneğimizde mutluluk sadece bir duygu değildir. Psikoloji, duygu, düşünce, davranış kavramlarını ayrı ayrı inceler. Ama İslâm geleneğinde bu ikisi zaten birbirine mecz olmuş durumdadır. Duygu, düşünce, davranış üçlüsünün tamamında orta yolu bulabilme becerisinin adıdır. O yüzden Farabi der ki “Öğrenmek, bilgi edinmek mutluluktur.” Bir dersimde bu konuyu anlattım. Ders çıkışında bir öğrencim bana “Hocam ben bu ifadeyi anlayamadım. Nasıl bir öğrenme faaliyeti, bilişsel bir süreç, mutluluk olabilir? Bu ikisi birbirinden farklı değil mi?” diye sordu. Ben de ona “Hayır değil, İslâm’a göre insan bir vahdet bir bütünlük içerisindedir. Bir birlik vardır. Mutluluk da onun tamamına yayılmıştır.” dedim. Öğrencilere öğrenmenin tadını da, mutluluğunu da anlatmamız gerek. Mutluluk, duygularında, düşüncelerinde, davranışlarında iki uca gitmemenin tanımıdır. Ama bu iki aşırı uç dediğimiz hem olumsuz hem olumlu yönde. Mesela biraz hüzün insana yakışır. Ama biraz fazlası üzüntüdür. Üzüntünün uzun sürmesi depresyon, depresyonun kronik hâle gelmesi major depresyon. İşte bu insanı yıkan bir şey. Orta hâlden biraz da pozitif bir tarafa gidelim. Mutluluk, neşe, büyük neşe, sonra “yaşasın dünyaya bir kere geldik” deyip buradan da savrulur gider. Bunu her şey için yapabilirsiniz. Sevgi için, üzüntü için, kaygı için yapabilirsiniz.

Hz. Peygamber döneminde de böyle aşırılıklar var mıydı?

Vardı. O dönem aşırı Müslüman olmaya kalkanlar var. “Ben hiç iftar etmeyeceğim, ömür boyu oruç tutacağım” diye gelen, “Hiç gece namazlarını geçirmeyeceğim, hiç evlenmeyeceğim” diyen sahabe var. Peygamber Efendimiz, “Hayır bu kadar uca gidemezsiniz” diyerek onları makul bir zemine çekiyor. Mutluluk İslâm’da ölçülülük üzere kuruludur. Orta yolu bulmaktır.


SAĞLIKLI İNSAN AHLAKLI

İNSANLA EŞ ANLAMLIDIR

Mutlulukla sağlık arasında bir ilişki var mı?

İslâm geleneğine göre mutlu insan, sağlıklı insan, ahlaklı insan eş anlamlıdır. Bu Kur’an’da da sünnette de böyledir. Bizim geleneğimizdeki külliyatta da bu böyledir. Bir insan mutlu olmak istiyorsa eş zamanlı olarak sağlıklı da olur. Bu ikisini yakalamasının yolu da ahlâktan geçer. O yüzden bizim külliyatımızda mesela kalbin hastalıklarından bahsederken aşırı mutsuzluk ve üzüntü hâlinden, kalbin hastalıklarından, aşırı öfkeden, bağımlılıktan, ölüm korkusundan bahseder. Onun yanına kibir, haset, kıskançlıktan da bahseder. Biz buna bugün baktığımız zaman şöyle bir ayrım yapabiliriz. Bugün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne, bağımlılık belirtileri gördüğüm kişileri yönlendirebilir miyim? Evet. Öfke kontrolünde zorlanan kişiyi yönlendirebilir miyim? Evet. Ama kibir, haset, kıskançlık için hastaneye yönlendiremem.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.