Mutluluk Faşizmi

Mutluluğa ulaşmak, onu aramak bizim için vazgeçilmez ya da hafifletelim; olağan, makul ama mutluluğu sorun hâline getiren şey; mutluluğun aygıtları. Seni senden daha iyi tanıdığını düşünen bir düzenin mutluluk tarifleri… Aristoteles mutluluğu insanlığın nihai amacı olarak görüyordu.


Yıllar önce boş bir tabloya büyük harflerle “Mutlu Olmak Zorundayız” yazmıştım. Yazdığım günü hatırlıyorum. Kötü bir gündü. Kendimize bunu her gün hatırlatmak ve aklımızdan çıkarmamak için yazmıştım; çünkü o evin fertleri olarak birlikte mutlu olmak zorundaydık. O cümlede kastettiğim şey mutluluğu bir yaşam biçimine çevirmek ya da nihai hedefimiz mutlulukmuş gibi yaşamak değildi. Biraz teslim olmak, belki de eksikliklere ya da yaralara rağmen, mutluluk beklentisine girmeden, gelirse de kapıyı ona zevkle açarak, “yuvarlanıp giderek” yaşamaktı.

O günden sonra tablo odadan odaya sürüklendi, bazen arkasını çevirdim bazen uzun uzun baktım, düşündüm. Tablonun yerini değiştirirken mutluluğun anlamı da zaman içinde çokça değişti.

Ama bir saniye; mutsuzluğu kabullenmek de pekâlâ mutluluk verebilirdi.

Benim ev ahalisine dikte ettiğim şey aslında toplumun, devletin, büyük şirketlerin de hukukun da bireye dikte ettiği “mutlu olmak zorunluluğu”na benzemiyor muydu? Ben bunu evimin huzuru için son derece faydacı bir kabullenmeyle söylerken onlar da gene son derece faydacı şekilde kimse fazladan sivrilmesin, uslu uslu yerinde otursun diye bunu dikte etmiyorlar mıydı? İnsanlar içlerindeki bencil arzular tatmin edildiğinde mutlu olurken aynı zamanda uslu çocuklar hâline geliyorlardı. Bugün bütün dünyayı saran sadece tüketen insan modeli de işte böyle başlamıştı. Ama benim evimde düşlediğim şey kesinlikle bu değildi.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.