Mutsuzluk Katmerleşir Bazen Dilimizin Altında

Bilinçaltımız bizim gizli hazinemiz, varlığın ve yokluğun karakutusu hükmünde. Kâinatın bütün sırları bilinçaltımızda gizlenmiş. Leyla Karaca da Kurt Ağzı’nda okurun maddi manevi bütün algılarını alt benliğine yönlendirmeyi hedeflemiş. Her ne kadar Elmira olanca safiyaneliğiyle İlbey’e “İlbey, nasıl kurtulacağız bu yalanlardan?” diye sorsa da aslında bütün sorularımızın cevabı içimizde gizli. Yeter ki tertemiz su gözelerini anımsatan iç âlemlerimizden gelen işaretlere kulak verelim.


Önceleri, çok önceleri daha fazla inanırdım romanlara. Kahramanların gerçekten yaşamadıklarını bilsem de içlerinden birisine âşık bile olmuştum. Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal’ındaki Peregrini’ye. Neydi acaba ondaki benim genç kız kalbimi etkileyen, yıllar yılı tahtını başka bir roman kahramanına kaptırmayan özellik? Sanatkârlığı mı? İnceliği mi? Yoksa mütevazı ve bilge duruşu mu?

Sinekli Bakkal’ı okurken, durduk yere Rabia ve Peregrini’nin aşklarının nasıl sonuçlanacağını merak etmiştim. Hiç yapmadığım bir şeyi yapıp kitabın son sayfasını okumuş ve yarım yamalak okumamın sonunda Peregrini’nin öleceğini sanmıştım. Sonra da roman boyunca hüzünlendikçe hüzünlenmiştim. Oysa onların hikâyeleri mutlu sonla bitiyormuş

… Devamını Dergiden Okuyunuz.