Reklam Havuzunda Narcissus Olmak

Herkesi özel olmanın peşinden sürükleyen pazarlama dünyası, narsisizm salgınını besliyor. Pek çok değer gibi mutluluk da “ben” ve “benim önceliklerim” ambalajıyla satılıyor. Bugünün reklamları Narcissus’u kendisine âşık eden havuzun modern versiyonuysa eğer; kaçımız yüzme biliyor?


Narcissus, kusursuz güzellikte bir gençtir. Kendisine ilgi duyan su perilerine karşılık vermez. Echo adındaki su perisi bir gün ona yaklaşmayı dener ve sert bir şekilde reddedilir. Kederinden ve utancından eriyip yok olan Echo, ardında Narcissus’un sözlerini yankılayan kendi sesini bırakır. Su perilerinin intikam isteği kabul edilir ve Narcissus’un da karşılıksız aşk yaşayarak cezalandırılmasına karar verilir. Bir gün dağdaki berrak su birikintisine bakan Narcissus, suda yaşayan çok güzel bir varlık sandığı yansımasına âşık olur. Ama ne bu görüntüden ayrılabilir ne de sarılmak istediğinde emeline ulaşır. Sonunda suya düşüp ölür.

Mitolojik söylence, narsisizm rüzgarının sürüklediği modern insanı anlamak için çarpıcı bir anlatı. H. George Nurnberg’e göre, narsisizmle ilgili özelliklerin çoğu bu hikâyede yer alır: Kendini beğenmişlik, benmerkezcilik, başkalarının yaşadıklarına ve onlara yaşattıklarına duyarsızlık, objelerle ilişki sürekliliğinin olmaması ve psikolojik dokudan yoksunluk. Narsisizm terimi ayrıca etimolojik olarak, Yunanca’da kuntluk ya da duyarsızlık anlamına gelen “narke” sözcüğüyle ilintili.

Üstün, Gösterişli, Hayran Bırakıcı

İnsanoğlu mutluluğa ulaşmak isterken, kendisiyle narsisistik bir şekilde ilgilenmenin çıkmazında kaybolabiliyor. Varlığını aşırı önemseyen, mütemadiyen ve aşkın bir hayranlık beklentisi içinde yaşayan, başarılı olsun ya da olmasın kendisini “üstün” gören ve bu üstünlüğün tasdik edilmesini isteyen, yeteneklerini abartan, her şeyin en iyisini bilen, gösteriş seven, diğerlerinin ne düşündüğü ya da neye ihtiyacı olduğuyla değil, onların kendilerine hayranlığıyla ilgilenen insanlar var; özellikle de kişilik bozukluğu (NPD) boyutunda narsistler.

Psikiyatriyi meslek dışı okuyucuya sadelikle aktaran Prof. Dr. Engin Geçtan’a göre narsistler için dünya yalnızca bir aynadır. Onlar, diğer insanlarla ve objelerle olan ilişkilerini “ben-benim şeyim” zemini üzerinde sürdürürler. Benlik sınırları iyi belirlenmemiş olduğundan öteki insanları kendi benliklerinin yansıması gibi algılayabilirler. Narsisizm olgusunda gözlemlenen benlik enflasyonu, çocukluk döneminin bozuk ilişkilerinden kaynaklanır ve özellikle, çocuğun yaşadığı “korku” ve kırgınlıklar” sonucu çevresine yabancılaşmasıyla oluşur. Kişi, olağanüstü bir varlık olduğuna inanmaya başlayarak, kendisine acı veren hiçlik duygusundan kaçınmaya çalışır. Özsaygısı azaldıkça kendine atfettiği sahte önemi de giderek gerçekmişçesine yaşamaya başlar. Bu nedenle narsisistik kişinin kendine saygı duyabilmesi tümden başkalarına bağlıdır.

Gel Birlikte Beni Sevelim

Liste uzasa da bahsi geçen niteliklerin karmasını taşıyan insanları daha sık görür olduk hayatımızda ya da sanal/sosyal medyada. Dünyaya, insanlara, olaylara kendi aynalarından bakarlar, dolayısıyla gördükleri ve görmek istedikleri sadece kendileridir. Sevgi de mutluluk da onlara bir faydası olduğu oranda anlamlıdır. Psikiyatrist Agah Aydın’ın bir televizyon programında dediği gibi, ilişkilerinde “gel birlikte beni sevelim” derler; önemli olan onların sevilmesi, onların mutluluğudur. İşbirliğini öğrenememiş kişilerdir, yalnızca kendi görüşlerinin doğruluğuna inanır ve diğer insanların duygu ve düşüncelerini anlamak için çaba göstermezler, empatiden yoksundurlar.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.