Sanat Terapisi Tiyatro

Uzmanların art terapi diye adlandırdıkları tedavide ilk sıradadır tiyatro. Kişinin kendisini en iyi beslemeyi başardığı sahne zemini iç dünyasının dışarı çıktığı yerdir. Kendini tanıdıkça güçlenecek, entelektüel zenginliği ile farklılığı yakalayabilecek, detayları kolayca keşfedecek, bakmanın görmekle, duymanın dinlemekle, konuşmanın anlatmakla aynı şey olmadığını yaşayarak öğrenecektir. Kitaplarda yazmayan teknikleri kendi hayal dünyasında biriktirmeye devam edeceği gibi, kalıplarını tazeleyebilecektir.


Henüz doğuştan mucizevi olarak hayatımızı yönlendiren oyunculuk yeteneğimizin evrimi, ilk kelimelerimizi söylediğimiz o gün başlar.

“Anne!”

Bu muazzam kelime ile isteklerimizi anlatmak istediğimiz her vakit yardım alarmı şeklinde sesleniriz annelerimize.

Başka kelimeleri bilip bilmemek çok da önemli değildir aslında. “Anne” diyerek başlayan her çocuk ne istediğini biliyordur, tıpkı onu duyan ve ne demek istediğini ilk anlayan annesi gibi…

Gerçek seslenişler ara sıra yalancıktan “anne” çığlıklarına dönüşse de her defasında bildiği ve alışık olduğu sese yönelen anneler, içinde muazzam bir heyecanla koşar yavrularına.

Annesinin mimik ve jestlerinden ne demek istediğini gayet iyi anlayan minikler, ısrarla kendi isteklerini diretmeye devam ederler.

Gözleri merhamet perdesi anneler… Aralayıverirler perdeleri. Şu dünyada evlattan gayrı ne var ki genzini yakacak?

Hayatta olduğumuz her an oyun içinde oyun kurduğumuzu, yalan içinde hakikati arayan birer oyuncu olduğumuzu hatırlamayız bile. Olaylar ve zincirler bu kocaman dünya sahnesinin Yüceler Yücesi yazarı tarafından yazıldığına iman ettiğimiz senaryonun bir parçasıdır. Oyunculuk eğitiminin insanın genetik yapısından bugünlere gelmesinde zor şartların önemli bir payı vardır. Zorluklar, insanı besleyen, hayatı tanımasına yardımcı olan, daha sonra gelecek olanların habercisi olan kuvvet verici nasihatlerden başka bir şey değildir.

Tüm bu oyunların dışında, tedavi edici bir sanat olan tiyatro insan ile âlem arasında önemli bir araçtır aslında. Kendi içinden yetişmiş insanları aynada kendini izler gibi izleyen yüzlerce insana hiç yabancı olmadığı fakat ismini koyamadığı duyguların akışındaki canlı sırdır. Dram, komedi üzeri az dram, trajedi, komedi gibi kollara ayrılan tiyatro, insanın sırrını insanda çözen sanatın özel bir dalıdır. Canlı oluşu, birebir etkileşimin tek örneği olmakla beraber, etkisi azımsanamayacak kadar önemlidir. Sahnenin büyüsü oyuncusu ve seyircisiyle bütünleşebilen her tiyatro oyunu ise gerçektir. Ağlatan, güldüren, güldürürken düşündüren, ağlatırken bilinçlendiren, tek hedefi duyguların en yalın hâlini yakalamak olan bu güzel sanatımızın daha çok desteklenmesi adına yapılması gereken o kadar çok şey var ki!

Tiyatro Şifadır

Tiyatroyu kendi kalıbı dışında, yalnızca gülmek ve eğlenmek olarak algılayan seyirci sayısına bakarsak durum biraz vahim görünse de huzur veren bir terapi olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Uzun yıllar tiyatro ve drama eğitimi verdiğim kurumlara gelen öğrencilerimde gözlemlediğim önemli noktalara temas etmek istiyorum.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.