Terk Edilen ‘Savaş Anneleri’

İnsanoğlu yaşadığı toplumsal yapının ve sosyal hareketliliğin içerisinde mücadele ederken temel amacı varlığını sürdürülebilir kılmaktır. Her an herkesin yalnız kalabileceğini unutmadan bazen sevdiklerimizin, bazen evlatlarımızın hatta anne babamızın yanında da kendimizi yalnız hissedebiliriz. Yalnızlık ile güven duygusu arasında hiç şüphesiz birbirini tamamlayan çok güçlü bir bağ vardır; bunun aksi durumunda ise sosyal ve toplumsal yapıya uyum sağlamakta zorluk yaşayan bireylerle karşılaşırız. Bu nedenle yalnızlık yaralayıcı olmakla birlikte bazen intiharla sonuçlanan ölüm de olabilmektedir. Bir nevi kişinin ruhu ve aklıyla başa çıkamaması durumudur ki tıp literatüre bunu en hafif derecesi olan depresyon veya travma olarak tanımlar. Yalnızlık duygusu kişiden kişiye değiştiği gibi yaşadıklarımızla da kendini ortaya çıkarır. Sosyal hareketlilik, kapitalizmin bireyci ve materyalist yaklaşımı, zamanın ruhu, ortam, mekân, değerler, yetiştirilme tarzımız, kültürümüz, coğrafyamız iklim koşulları dahi yalnızlık kavramını belirleyen etkenlerdir. Görüldüğü üzere en önemlisi kavramın değişken, dinamik, neden ve sonuçlarının karmaşık olmasıdır.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.