Yalnızlığı Kaç GB?

Başkalarının zihninde bir tasarım olarak var olmayı kendisi olmaya tercih etmek de yetmiyor artık. Kendilerini de kurguladıkları o tasarım gibi görmek isteyen gençler, kendi kimlikleri kadar kendi bedenlerine de yabancılaşıyor ve kendilerini kendilerinden bile yalnızlaştırıyor. Sabah kalktığında aynada gördüğü filtresiz yüzü değil, sanal dünyada bir estetik cerrah gibi üzerinde oynayıp paylaştığı ve yüzlerce “like” alan o yüzü istiyor. 0’lı yılların sonlarına doğruydu... Kuzenim misafirliğe gelen teyzemlere bir türlü rahat vermiyor, ısrarla eve gitmeleri gerektiğini söylüyordu. Israrlar bir süre sonra ağlamalara dönüştü. “Bebeğimin yemek saati geçiyor, gitmezsek ölecek” diyordu üzüntüyle. Önce kendi hayal dünyasında oyuncak bebeğiyle kurduğu bir bağ sandığım bu durumun aslını daha sonra anladım. Meğer bir “sanal bebek” furyası almış başını gitmiş. Tamagotchi olarak bilinen bu elektronik oyuncakların içinde çeşitli hayvanlar ve kız çocuklarına özel bebekler bulunuyordu. Yemek saatinden oyun saatine her şeyi belirli olan bu bebekleri vaktinde beslemezseniz ölüyorlardı. Oysa bez bebekler ya da oyuncak bebeklerimiz öyle miydi? Kendi kurduğumuz hayal dünyamızda, bizim belirlediğimiz zaman bizim istediğimiz şeyleri yapardı.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.