Yalnızlığın Reçetesi; Güven Duygusu

Anne karnında başlayan hayat serüvenimizle birlikte yalnızlık kodlarımızın da oluşmaya başladığını söyleyen Psikiyatrist Dr. Rabia Bilici, bu dönemde temel güven duygusu almış bireyler için “Kendini daha az yalnız hisseden bireyler oluyorlar ve yetişkinlik dönemlerinde bu duygu ile karşılaştıkları zaman kendilerini kolayca sakinleştirebiliyorlar.” Diyor.

Bireyselleşmenin gitgide arttığı ve insanların yalnızlığı tercih ettiği bir çağdayız. Buna yönelik yalnızlık duygusunun geçmiş yıllara göre daha yaygın olduğunu söyleyebilir miyiz?

Günümüzde, yalnızlık hâlinin bireysel hayatta yaygınlaştığını söyleyebilmek için önce yalnızlığın kavramsal olarak bir tanımını yapmamız gerekir. Yalnızlığı sayısal değerler üzerinden belirlememiz mümkün olsaydı çok kolay tanımlayabilirdik. Örneğin; “Kişinin sosyal çevresinde hızlıca ulaşabileceği ya da bir sıkıntısı olduğunda bağ kurabileceği kişi sayısı ondan azsa, bu kişi yalnızdır.” dediğimizde yalnızlığı rakamsal olarak tanımlayabiliriz. Fakat yalnızlık tek başına nicel bir araştırma konusu olamaz.

Peki, yalnızlık süreyle alakalı diyebilir miyiz? Mesela; “Şu kadar süre, çevrenizde şu kadar kişi yok ise, o zaman yalnızsınız.” desek...

Maalesef bu şekilde de yalnızlığı net biçimde tanımlayabilmemiz mümkün olmayacaktır. Yalnızlık daha öznel bir kavram, bir hissediştir. Sıkça birbirine karıştırılan sosyal izolasyon ve tek başına kalma hâli ise yalnızlıktan farklı olgulardır ve bunlar arasındaki farkı terminolojik açıdan netleştirmek zorundayız. Tek başına kalmak bir tercihtir. Bir kişinin kendi kararıyla, hayatında yalnızlık hâli yani tek başınalık oluşturmasıdır. Sosyal izolasyon, toplumsal tecrit özelinde ise toplumun bireyi yalnızlaştırmasıdır. Yalnızlık hali daha çok bir bütünün herhangi bir parçası olamama gibi bir duruma işaret eder. Yalnızlık eğer çevremizdeki kişi sayısı ile ilgili olsaydı, en yalnız olduğumuz dönem anne karnında geçirdiğimiz dönem olurdu. Fakat aslında oradayken hiç de yalnız değiliz. Aksine, anne karnı insanın kendini en güçlü, en kalabalık hissettiği yerdir. Ardından ilk ve en derin ayrılık korkumuz doğum ve anneden ayrılışımız ile başlar. Anne karnındayken içinde bulunduğumuz bütünlük böylece sekteye uğrar.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.