Yalnızlık Neye Yarar

Kuşkusuz, insanın “tek”liği, giderilemez olan gerçekliğidir. Nihayet her insan yalnız ölür ve yaşamından tek başına sorumludur. İnsanın, varlığının bilincine varması aynı zamanda (tek’liğini) yalnızlığını fark etmesidir. İnsan doğasının yapı taşlarından olan yalnızlık, insanı zayıflığı ve savunmasızlığıyla karşı karşıya bırakan bir unsurdur ve insan bu gerçekliğin sürekliliğini taşımakta; başkası olmadan, aidiyet duymadan, yalnızlığın (ben kimim, nereye aitim vs.) sorularına cevap bulmadan yaşamakta zorlanır. Yalnızlığı en çok yabancılık hissi besler, dünyaya ya da başkalarına yönelik kuşku ise derinleştirir ve insan anlamlandıramadığı bir yabancılaşma, birlikten kopma durumunun üzüntüsüyle başa çıkamaz. Hakeza insanın yalnızlıktan kurtulma isteği; kaygı ve güçsüzlük durumunu, aidiyetsizliği, belirsizliği aşma kararlılığına dayanır. İnsan, yaşama ait olduğunu hissetmekle, başkalarıyla beraberlikle, anlamak ve anlaşılmakla yalnızlığı gidermek, kendi zayıflığından kurtulup yaşamın kuvvetine, bütünlüğün sağlamlığına, benzerliğin güvenliğine sığınmak ister. Tam da burada insanın anlama, beraberliğe, bir tekâmüle ihtiyaç duymasını sağlayan yalnızlık, insanı hakikate hazırlayan bir tefekkür zemini oluşturabilir. Yalnızlık tefekkürle birlikte ele alındığında ve insanı yönelttiği arayışla değerlendirildiğinde hakikatin algılanmasına ön ayak olabilir. Zira yalnızlık her şeyden daha çok bir yüzleşmedir; insanın kendisiyle kalması, kendi aciz ve muhtaç gerçekliğini derinden hissetmesidir.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.