Yaşayan Ölüler Mezarlığı

Batı’da medeniyetin her ögesi “ürün” iken, Doğu’da sanat ve mimari bizatihi “yaşam”dır. Bugün içinde bulunduğumuz ve yüz yıldır süren fetret döneminde yaşayan ölülere dönüşmüş olmamız; içimizde bir yerlerde uykuda olan genetik kodlarımızla buluşmayacağımız anlamına gelmez. Bu çerçeve içinde “yeryüzü cennetlerini” yani geleneksel mimari ilkelerimizin esas alındığı; nefislerin sükûnet bulacağı “o haneler” hâlinde tasarlamak; şehirlerimizi bu eksende planlamak yaşadığımız kültürel sefaleti aşmak için bir çıkış yolu olacaktır.

… Devamını Dergiden Okuyunuz.