Yedikçe Doyan Bedenimiz mi Yoksa Ruhumuz mu?

Bulunduğumuz noktada, yemeğin beraberinde getirdiği gerçek ve kalıcı mutluluğa ulaşmak eskisinden daha zor, daha zahmetli... Artık bizler için mutluluk: Ulaştığımız doğal gıdada, tükettiğimiz mevsiminde sebzede... Paketli, işlenmiş gıdalarda değil, gerçek besinlerde... Değişen yemek kültürüne rağmen hâlâ ocakta tencereyi kaynatmakta; mutfağı eskisi gibi sesli ve hareketli tutmakta...


Mutluluk; bazen ilkbaharı müjdeleyen enginarla dolu bir tabakta, bazen sonbaharın habercisi bir sepet dolusu erikte...

Bazen Afrika’da uzatılan bir yudum suda, bazen iftar sofrasında ağza atılan bir parça hurmada...

Bazen sofra bezinin kenarına ilişip yenilen peynir-ekmekte, bazen donatılmış sofralarda...

Bazen dostça uzatılan bir komşu tabağında, bazen çocukluktan kalan salçalı ekmek hatırasında...

Günümüzdeyse:

Bazen mutlu olmak için ağza atılan bir parça çikolatada, bazen de yediğin çikolatanın verdiği mutsuzluktan kurtulmak içilen şişelerce detoks suyunda...

Yemek, insanın gelişme ve hayatta kalma faaliyetleri için gerekli olan besin maddelerinin bir araya gelmesinden mi ibarettir?

Şayet yemeğin üzerimizdeki etkisi hayatta kalma faaliyetleriyle sınırlı olsaydı, çocukluğumuzdan başlayıp günümüze kadar geçen sürede fark etmeden biriktirdiğimiz; tat, doku ve koku hafızamıza işleyen hisleri açıklamak nasıl mümkün olabilirdi? Mutluluğu, güzel hisleri hatırlamak için damak hafızamıza yerleşen tadı bıkmadan usanmadan aramaya devam eden bizler, sormadan edemiyoruz:

Yemekler Ruhumuza Nasıl Etki Eder?

Gıdanın bileşimi, insanın büyüme ve gelişmesi için elzem olduğu gibi; psikolojisine, uyku düzenine de etki eder. Günümüz insanının, geçirdiğimiz yemek evriminin ardından gıdanın lezzeti kadar bileşimine önem vermesinin temel nedenlerinden biri de bu olsa gerek. Belki tercihen, belki farkında olmadan...

Bedeni doyurma kavramını, gıda alımına neden olan dürtülerin tatmin edilmesi olarak ifade edebiliriz. Gıda kaynaklı mutluluksa serotoninle açıklanabilir. Yemeğe dair tüm kavramları açıklayabilmişken, geriye tek bir soru kalıyor: “Yemekler ruhumuza nasıl etki eder?”

Yaptığım röportajlarda en çok konuklarımın hafızalarında kalan yemekleri ve bu yemeklerin hissettirdiklerini merak ederim. Aldığım yanıtlar istisnasız son derece net ve hislidir. Yemeğin beraberinde getirdiği mutluluklar genellikle çocukluklarıyla iç içedir. Kimi konuğum yediği bir yemeğin kokusunu ev kokusuna benzetirken, kimisi yemek yapmanın ve yemenin iyileştirici gücüyle mutlu olduğunu söyler, kimiyse annesinin elinden çıkan lezzetli börekleri, kekleri hatırlar ve hala bir yerlerde o tadı ve beraberinde gelen mutluluğu aramaya devam ettiklerini söylerler. Yemeğin mutlu edici gücünü anılar hissettirirken, bir dönemi de yemekler üzerinden canlandırmanıza yardımcı olur. Refik Halid Karay, bu durumu şöyle açıklar:

“(Yediğimiz yemekten) Ağızla mideden fazla baş ve ruh gıdalanır; dimağ zevki damak lezzetini de aşar; doğup büyüdüğü yerlere bir yarı kavuşma, yarı dönüş, yabancı muhiti unutuş tesiri yapar; hoş hatıraları bir müddet tekrar yaşıyormuşsunuzcasına renkli ve canlı, harekette bulundurur.”

… Devamını Dergiden Okuyunuz.